Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneğinin (OSS) 2026 yılı üçüncü çeyrek anketine göre, sektörde nakit akışı sorunları ve artan maliyetler öne çıktı. 


Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği (OSS), otomotiv satış sonrası pazarının 2026 yılı üçüncü çeyrek performansını, üyelerinin katılımıyla düzenlediği sektörel değerlendirme anketiyle ortaya koydu. Anket sonuçlarına göre, otomotiv satış sonrası pazarında yılın üçüncü çeyreğinde yurt içi satışlar 2025 yılının aynı dönemine kıyasla dolar bazında ortalama yüzde 0,03 artış gösterdi. Dağıtıcı üyelerin satışlarında dolar bazında yüzde 2,61 düşüş yaşanırken, üretici üyelerin satışlarında dolar bazında yüzde 3,18 artış gerçekleşti. Yurt içi satışlarda önceki dönemde öngörülen yüzde 1,33’lük büyüme beklentisinin altında kalınması, sektördeki zayıf talep koşullarının devam ettiğine işaret etti.

Tahsilat süreçlerinde olumsuz seyir güçlendi


Ankete göre, yılın üçüncü çeyreğinde üyelerin stokları bir önceki çeyreğe göre ortalama yüzde 0,23 azaldı. Dağıtıcı üyelerin stoklarında yüzde 1,14 gerileme yaşanırken, üretici üyelerin stokları yüzde 0,85 arttı. Sektörün en önemli gündem maddelerinden biri olan tahsilat süreçlerinde ise olumsuz görünüm belirginleşti. Ankete katılan üyelerin yüzde 48,5’i tahsilat süreçlerinin bir önceki çeyreğe göre kötüleştiğini, yüzde 5,9’u ise çok daha kötü hale geldiğini belirtti. Böylece tahsilat süreçlerini olumsuz değerlendiren üyelerin toplam oranı yüzde 54,4’e yükseldi. Üyelerin yüzde 35,3’ü tahsilat süreçlerinde herhangi bir değişiklik olmadığını ifade ederken, yalnızca yüzde 10,3’ü tahsilat süreçlerinde iyileşme yaşandığını bildirdi. Bir önceki ankette 39,9 seviyesinde olan tahsilat süreçlerine ilişkin ortalama değerlendirme puanı, üçüncü çeyrekte 37,5’e geriledi. Bu sonuçlar, sektör genelinde finansal koşulların işletmeler üzerindeki baskısının arttığını ortaya koydu.

Sektörün en büyük sorunu nakit akışı oldu


OSS Derneği’nin üçüncü çeyrek anketinde sektörün karşı karşıya kaldığı sorunlar da ayrıntılı biçimde değerlendirildi. Yılın ilk çeyreğinde maliyet artışları sektörün en önemli sorunu olarak öne çıkarken, üçüncü çeyrekte nakit akışında yaşanan problemler ilk sıraya yükseldi. Ankete katılan üyelerin yüzde 80,9’u nakit akışında yaşanan problemleri sektörün en önemli sorunları arasında gösterdi. Maliyetlerdeki aşırı artış yüzde 70,6 ile ikinci sırada yer alırken, iş ve ciro kaybı yüzde 52,9 ile üçüncü sıraya yerleşti.

Üyelerin yüzde 47,1’i kargo maliyetlerindeki artış ve teslimatlarda yaşanan gecikmeleri önemli sorunlar arasında değerlendirirken, yüzde 26,5’i gümrüklerde yaşanan problemleri, yüzde 25’i ise tedarik sorunlarını işaret etti. Mevzuat değişiklikleri ve istihdamda yaşanan problemler yüzde 17,6’şar oranla öne çıkarken, döviz kurlarındaki hareketliliği sorun olarak belirten üyelerin oranı yüzde 10,3 oldu. Sonuçlar, otomotiv satış sonrası pazarında maliyet artışlarının önemini koruduğunu, ancak işletmelerin finansal dengelerini yönetmekte yaşadığı güçlüklerin giderek daha belirleyici hale geldiğini gösterdi.


Yatırım yapmayı planlayan şirketlerin oranı yüzde 14,7’ye geriledi


Sektörün yatırım planlarına ilişkin sonuçlar da temkinli görünümü destekledi. Ankete göre, önümüzdeki üç ay içerisinde yeni yatırım yapmayı planlayan üyelerin oranı bir önceki çeyrekteki yüzde 20,3 seviyesinden yüzde 14,7’ye geriledi. Üretici üyelerde yeni yatırım yapmayı düşünenlerin oranı yüzde 28,6’dan yüzde 22,6’ya düşerken, dağıtıcı üyelerde bu oran yüzde 13,9’dan yüzde 8,1’e indi. Böylece her iki grupta da yatırım eğiliminin zayıfladığı görüldü. Özellikle dağıtıcı üyelerin yüzde 91,9’unun önümüzdeki üç ayda yeni yatırım planlamaması, sektördeki finansal koşulların ve geleceğe yönelik beklentilerin yatırım kararları üzerindeki etkisini ortaya koydu.


Her 100 şirketten 53’ü istihdamını korudu


Ankete katılan üyelerin yüzde 52,9’u 2026 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre istihdamını koruduğunu belirtirken, yüzde 22,1’i çalışan sayısını artırdığını, yüzde 25’i ise istihdamında azalma yaşandığını ifade etti. Üretici üyelerin yüzde 25,8’i, dağıtıcı üyelerin ise yüzde 24,3’ü istihdamında azalma olduğunu bildirdi. Buna karşılık istihdam artışı üretici üyelerde yüzde 22,6, dağıtıcı üyelerde yüzde 21,6 seviyesinde gerçekleşti. Her iki grupta da istihdamını koruyan şirketler çoğunluğu oluştururken, istihdamını azaltan şirketlerin oranının artıranların üzerinde gerçekleşmesi dikkat çekti.


Yılın son çeyreğinde satışlarda yüzde 1,30 daralma bekleniyor


OSS Derneği anketi, yılın son çeyreğine ilişkin beklentilerde de temkinli bir görünüm ortaya koydu. Üyeler, 2026 yılının son çeyreğinde yurt içi satışların 2025’in aynı dönemine göre dolar bazında ortalama yüzde 1,30 azalacağını öngördü. Dağıtıcı üyelerin satışlarında dolar bazında yüzde 2,81 düşüş beklenirken, üretici üyelerde dolar bazında yüzde 0,50 oranında sınırlı artış öngörüldü. Sektörün genel gidişatına ilişkin beklentiler de zayıfladı.

Ankete katılan üyelerin yüzde 44,1’i önümüzdeki üç ayda otomotiv satış sonrası pazarında önemli bir değişiklik beklemezken, yüzde 41,2’si sektörün daha kötüye gideceğini belirtti. Daha iyiye gidiş bekleyen üyelerin oranı ise yüzde 11,8’de kaldı. Bir önceki çeyrekte yüzde 21,9 olan kötüleşme beklentisinin yüzde 41,2’ye yükselmesi, buna karşılık iyileşme beklentisinin yüzde 20,3’ten yüzde 11,8’e gerilemesi dikkat çekti.

Genel ekonomik görünüme ilişkin beklentilerde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Üyelerin yüzde 58,8’i önümüzdeki üç ayda ekonomik koşulların kötüleşmesini beklerken, yüzde 33,8’i mevcut koşulların devam edeceğini, yüzde 7,4’ü ise iyileşme yaşanacağını öngördü. Öte yandan ankete katılan üyelerin 2026 yıl sonuna ilişkin ortalama dolar kuru beklentisi, bir önceki anketteki 49,31 TL seviyesinden 52,26 TL’ye yükseldi.


Üretimde sınırlı gerileme, kapasite kullanımında belirgin düşüş


Anketin üretici üyelere yönelik bölümünde de sektörün üretim performansı değerlendirildi. Buna göre 2026 yılının üçüncü çeyreğinde üretici üyelerin ortalama kapasite kullanım oranı yüzde 68,06 seviyesinde gerçekleşti. Bir önceki ankette yüzde 73,93 olan kapasite kullanım oranı, üçüncü çeyrekte 5,87 puan geriledi. Üretici üyelerin üretimi, 2025 yılının üçüncü çeyreğine göre ortalama yüzde 0,68 azaldı. Aynı dönemde ihracatta da dolar bazında yüzde 0,16 oranında sınırlı gerileme yaşandı. Üretim ve ihracat verilerindeki yatay seyir ile kapasite kullanım oranındaki düşüş, sektörün mevcut koşullarda büyüme ivmesi kazanmakta zorlandığını gösterdi.


“Nakit akışındaki bozulma sektörün sürdürülebilir büyümesini tehdit ediyor”


2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin değerlendirme yapan OSS Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özçete, otomotiv satış sonrası pazarının zorlu ekonomik koşullara rağmen faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi. Ali Özçete, “Yılın üçüncü çeyreğine ilişkin sonuçlar, sektörümüz açısından özellikle finansal koşulların ve nakit akışı yönetiminin ne kadar kritik hale geldiğini ortaya koyuyor. Önceki dönemlerde maliyet artışları en önemli gündem maddemizken, bugün üyelerimizin yüzde 80,9’u nakit akışında sorun yaşadığını ifade ediyor. Tahsilat süreçlerindeki bozulma, işletmelerin finansal planlamasını ve operasyonel kabiliyetlerini doğrudan etkiliyor. Maliyetler yüksek seviyelerini korurken, talepteki zayıf seyir ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler şirketlerimizin hareket alanını daraltıyor.

Otomotiv satış sonrası pazarı, sahip olduğu üretim gücü, dağıtım altyapısı ve geniş hizmet ağıyla ekonomimiz açısından stratejik bir öneme sahip. Bu nedenle sektörümüzün finansal sürdürülebilirliğini destekleyecek koşulların oluşturulması büyük önem taşıyor” dedi. Artan maliyetlerin ve ekonomik belirsizliklerin yatırım kararları üzerindeki etkisine dikkat çeken Ali Özçete, “Anketimizin en dikkat çekici sonuçlarından biri de yatırım eğilimindeki gerileme oldu.

Önümüzdeki üç ay içerisinde yeni yatırım yapmayı planlayan üyelerimizin oranı yüzde 14,7’ye kadar düştü. Üretici üyelerimizde yatırım planlayanların oranı yüzde 22,6 seviyesindeyken, dağıtıcı üyelerimizde bu oran yüzde 8,1’e geriledi. Bu tabloyu yalnızca kısa vadeli bir yatırım ertelemesi olarak değerlendirmemek gerekiyor.

Şirketlerimizin yeni kapasite oluşturabilmesi, teknolojik dönüşüme ayak uydurabilmesi ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü koruyabilmesi için yatırımlarını sürdürebilmesi gerekiyor. Mevcut koşullarda işletmeler öncelikle finansal dengelerini korumaya odaklanıyor. Ancak uzun vadeli büyüme açısından yatırım iştahının yeniden güçlendirilmesini son derece önemli buluyoruz” diye konuştu.


Maliyetlerin kontrol altında tutulması kritik öneme sahip


Sektörün mevcut koşullara rağmen sahip olduğu güçlü yönlere de dikkat çeken Özçete, “Otomotiv satış sonrası pazarı, değişen ekonomik koşullara uyum sağlama kabiliyeti ve güçlü sektörel birikimiyle Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemini koruyor. Üçüncü çeyrekte üretici üyelerimizin dolar bazında yurt içi satışlarında yüzde 3,18 oranında artış yaşanması ve üyelerimizin yüzde 75’inin istihdam seviyelerini koruması veya artırması, mevcut koşullarda önemli göstergeler olarak öne çıkıyor.


Bununla birlikte son çeyreğe yönelik beklentiler, sektörümüzde temkinli görünümün devam edeceğini gösteriyor. Üyelerimizin yüzde 41,2’si önümüzdeki dönemde pazar koşullarının daha da zorlaşacağını düşünüyor. Ekonominin genel gidişatına ilişkin olumsuz beklentilerin de yükseldiğini görüyoruz. Bu dönemde maliyetlerin kontrol altında tutulması, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ekonomik öngörülebilirliğin güçlendirilmesi, sektörümüzün geleceği açısından kritik önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Sektörün üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasına yönelik değerlendirmelerde de bulunan Ali Özçete, “Üretici üyelerimizin kapasite kullanım oranının yüzde 68,06 seviyesine gerilemesi dikkatle ele alınması gereken bir gelişme. Üretim ve ihracatımızda sınırlı daralma yaşansa da otomotiv satış sonrası sanayimiz güçlü bir bilgi birikimine, üretim altyapısına ve uluslararası rekabet deneyimine sahip.

Türkiye, otomotiv satış sonrası ürünlerinde önemli bir üretim ve tedarik merkezi konumunda. Bu avantajımızı koruyabilmek için şirketlerimizin verimliliklerini artırmalarını, katma değerli üretime odaklanmalarını ve ihracat pazarlarında güçlenmelerini destekleyecek bir ekonomik zemine ihtiyaç var. Sektörümüzün uzun vadeli büyüme potansiyeline inanıyoruz. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir bir büyümeye dönüşebilmesi için finansal istikrarın güçlendirilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi gerekiyor”  dedi.