Tofaş’ın 2005 yılından bu yana destek verdiği Hierapolis Antik Kenti’ndeki kazı ve restorasyon çalışmaları, yeni keşiflerle tarihin bilinmeyen sayfalarını gün yüzüne çıkarıyor. Kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalar, 20 yılı aşkın süredir geçmişten geleceğe uzanan kalıcı bir değer oluşturuyor.

Haber: Yavuz MÜFTÜOĞLU / Pamukkale

Tofaş, kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalarını uzun soluklu projelerle sürdürüyor. Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, şirketin toplumsal yatırımlarında kısa vadeli ve tek seferlik katkılar yerine sürdürülebilir ve kalıcı değer yaratmayı hedeflediğini belirtti. Cengiz Eroldu, “Güçlü bir toplumun, iş dünyasında kalıcı başarının da temel unsurlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle toplumsal gelişmeyi destekleyen, ülke ekonomisine katkı sağlayan ve toplum için kalıcı değer yaratan projelere uzun yıllardır yatırım yapıyoruz.

Kültürel mirasa verdiğimiz desteğe de aynı anlayışla yaklaşıyoruz. Hierapolis bu yaklaşımımızın en uzun soluklu ve en değerli örneklerinden biri. Kültürel mirasa desteğimizi bir sponsorluk ilişkisi olarak görmüyor; eserlerin korunmasına katkı vermeyi, geleceğe yapılan bir yatırım olarak değerlendiriyoruz” dedi. 


Cengiz Eroldu, Hierapolis Antik Kenti’nde yürütülen çalışmalara katkı sağlayan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Denizli Valiliği’ne teşekkür ederken; 1978 yılında asistan olarak geldiği Hierapolis’te 2000 yılında kazı başkanlığını üstlenen ve yaklaşık 40 yıl görev yapan Prof. Dr. Francesco D’Andria, mevcut Kazı Başkanı Prof. Dr. Grazia Semeraro ve kazı ekibinin çalışmalarının önemine de dikkat çekti. 


20 yılı aşan destek


Hierapolis Antik Kenti’nde sistematik arkeolojik kazılar, ilk kez 69 yıl önce başladı. Tofaş’ın Hierapolis Antik Kenti’ndeki kazı ve restorasyon çalışmalarına desteği 2005 yılına dayanıyor. İlk yıllarda Frontinus Kapısı kapsamındaki çalışmalara destek sağlayan şirket, ilerleyen dönemde Antik Tiyatro, Nekropol ve San Filippo Matriumu gibi önemli kalıntıların gün yüzüne çıkarılmasına katkı sundu.

Tofaş’ın desteği daha sonra Ploutonion’un, diğer adıyla “Cehennem Kapısı”nın kazı ve restorasyonu ile Hades Heykeli’nin korunmasına yönelik restorasyon çalışmalarını kapsayacak şekilde genişledi. Böylece Hierapolis ile Tofaş arasındaki iş birliği 20 yılı aşan uzun soluklu bir kültürel miras projesine dönüştü. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Denizli Valiliği’nin himayesinde yürütülen Hierapolis kazılarında, başta Türkiye ve İtalya olmak üzere arkeolog, mimar, restoratör ve uzmanlardan oluşan yaklaşık 40 kişilik uluslararası ekip görev yapıyor. Tofaş, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasına yönelik bu bilimsel çalışmanın parçası olmayı kurumsal vatandaşlık sorumluluğunun önemli bir unsuru olarak değerlendiriyor. 


“Cehennem Kapısı” Hierapolis’in tarihini 300 yıl geriye götürdü

Hierapolis kazılarının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise antik kaynaklarda “Cehennem Kapısı” olarak anılan Ploutonion Kutsal Alanı oldu. 2013 yılında gerçekleştirilen kazılarla yeniden ortaya çıkmaya başlayan Ploutonion’da ilk kez Arkaik Dönem’e ait izlere ulaşıldı. Kazılarda ortaya çıkarılan Arkaik Dönem parçaları ve Friglere ait Kibele kabartması, Hierapolis’in bilinen tarihini yaklaşık 300 yıl geriye taşıdı. Kentin MÖ 3. yüzyılda kurulduğu kabul edilirken, bulgular Friglerin kent henüz kurulmadan önce bölgedeki mağarayı ziyaret ettiğini ve alanın MÖ 6. yüzyılda kutsal alan olarak kullanıldığını ortaya koydu.

Böylece Ploutonion kazıları yalnızca önemli bir arkeolojik yapının gün ışığına çıkarılmasını değil, Hierapolis’in bilinen tarihinin yeniden yorumlanmasını sağlayan önemli bir bilimsel keşfi de beraberinde getirdi. Kentin orta bölümünde, yaklaşık 35 derece sıcaklığındaki termal suyun çıktığı doğal bir boşluğun bulunduğu alanda yer alan Ploutonion, antik dönemde yeraltı dünyasının tanrısı Hades ile ilişkilendiriliyordu.

Kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan en önemli eserlerden biri olan ve tahtında oturan Hades’i tasvir eden yerel mermerden yapılmış Hades Heykeli bugün Denizli Arkeoloji Müzesi’nde korunuyor. Ploutonion’un keşfinde antik tarihçi ve coğrafyacı Strabon’un bölgedeki ölümcül gazlara ilişkin anlatımları da araştırmalara ışık tuttu. Alanda ortaya çıkarılan kuş kemikleri ve diğer bulgular, antik kaynaklardaki anlatıların izlerini destekleyen unsurlar arasında yer aldı. 


Hierapolis’te yeni dönem çalışmaları sürüyor


Hierapolis’te çalışmalar bugün de yeni kazı, koruma ve ziyaretçi deneyimini geliştirmeye yönelik projelerle devam ediyor. İtalyan Arkeoloji Heyeti, Denizli Müzesi ile iş birliği içinde; Salento Üniversitesi, Messina Üniversitesi, Pisa Üniversitesi, Torino Politeknik Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi ile Ankara ve İzmir’deki üniversitelerden araştırmacıların yer aldığı geniş bir bilimsel ekiple çalışmalarını yürütüyor.

Ekipte arkeologlar, konservatörler ve mimarların yanı sıra deneyimli yerel çalışanlar da görev alıyor. Çalışmalar İtalyan kurumlarının yanı sıra Tofaş-Koç Vakfı tarafından da destekleniyor. 2022 yılından bu yana yürütülen çalışmaların önemli odaklarından birini Apollon Kutsal Alanı ve anıtsal Severuslar Nymphaeumu oluşturuyor. Nymphaeum’un korunması ve restorasyonunun yanı sıra alanın ziyaretçilere açılması, ziyaretçi güzergâhlarının geliştirilmesi ve yapının daha güçlü biçimde anlatılmasına yönelik düzenlemeler de program kapsamında yürütülüyor.

Zeus, Hera, Apollon, Artemis ve Leto’yu betimleyen figürlü alınlıklarla zenginleştirilen anıtsal çeşme yapısı, Apollon Kutsal Alanı’nın ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Son dönem kazılarında Nymphaeum’un, kutsal alan boyunca uzanan büyük bir deprem fayının doğrudan üzerine inşa edildiği belirlendi. Termal suların fay hattı boyunca ilerleyerek ana kayadan yüzeye çıktığı, buna Hierapolis’te Antik Çağ’dan bu yana bilinen gazların eşlik ettiği tespit edildi. Bulgular, antik dönem mimarlarının bölgenin uzun süredir devam eden sismik hareketliliğine rağmen yapının sağlamlığını koruyabilmek için özel mühendislik çözümleri geliştirdiğini de ortaya koydu. Fay hattını aşarak devasa yapıyı taşıyan kemerlerin inşa edildiği Nymphaeum’un günümüze ulaşan bölümleri halen 12 metrenin üzerinde yüksekliğe sahip. 


Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu ve Yavuz Müftüoğlu

2026 yılında  yeni mermer yapılar gün ışığına çıkarıldı


2026 yılı kazı sezonunda çalışmalar, ziyaretçi güzergâhlarının oluşturulmasının planlandığı Nymphaeum’un önündeki alana doğru genişletildi. Kazılar sonucunda kalın bir traverten tabakasının altında yeni mermer yapılar ortaya çıkarıldı. Teknik açıdan zorlu koşullarda sürdürülen çalışmalara paralel olarak Nymphaeum’daki koruma uygulamaları da devam ediyor.

2025 yılında yapının kuzey köşesinde özgün mimari elemanların yeniden bir araya getirilmesine yönelik anastylosis uygulaması gerçekleştirilirken, 2026 yılında üç sütunun daha özgün elemanlarıyla yeniden ayağa kaldırılması planlanıyor. Projede ayrıca cephede yeniden kullanılmaları mümkün olmayan özgün mimari elemanların Nymphaeum’un önünde özel olarak tasarlanan çelik taşıyıcılar üzerinde sergilenmesi hedefleniyor. Bilgilendirme panoları ve multimedya içerikleriyle ziyaretçi güzergâhlarına entegre edilecek bu düzenlemeyle bir Nymphaeum Açık Hava Müzesi oluşturulması öngörülüyor.

Hierapolis Müzesi’nde korunan figürlü mimari frizlerin de bu alanda sergilenmesi planlanıyor. Açık hava müzesinin, arkeolojik kalıntıların yanı sıra antik yapılar ile Hierapolis’i dünya ölçeğinde benzersiz kılan jeotermal ve sismik doğal olgular arasındaki ilişkiyi de ziyaretçilere aktarması amaçlanıyor. Antik kentin farklı bölümlerinde ziyaretçi erişimini iyileştirmeye yönelik çalışmalar da sürdürülüyor.

Apollon Kutsal Alanı ile Tiyatro arasındaki alanda traverten ve mermer bloklar bütünlüklü bir sergileme düzeni doğrultusunda yeniden konumlandırılırken; Aziz Philippos Kutsal Alanı’ndan kentin anıtsal merkezine, Tiyatro’dan konut bölgesi ve Ploutonion’a kadar uzanan geniş bir alanda açığa çıkarılan yapıların korunmasına ve ziyaretçi güzergâhlarının bakımına yönelik uygulamalar gerçekleştiriliyor.

Helenistik-Roma Dönemi Nekropolü’nde ise mermer lahitler ve mezar alanlarının mekânsal düzeni üzerine bilimsel araştırmalar devam ediyor. Kazı ekibi ayrıca yeni teknolojilerden yararlanarak bilimsel araştırmalarını sürdürüyor. Sismik kırıklardan etkilenen bölgelerdeki sıcaklık değişimlerini belgelemek amacıyla drone tabanlı termal görüntüleme çalışmaları yürütülürken, Nymphaeum’a ait mimari blokların sistematik kataloglanması ve kazılarda elde edilen buluntuların belgelenmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor.