Avrupa Birliği’nin “Made in EU” düzenlemesinde Fransa ve Almanya’nın İngiltere’ye özel statü tanınmasını öngören ortak bir yaklaşımda uzlaşması, Türkiye’nin Avrupa otomotiv pazarındaki konumuna ilişkin endişeleri artırdı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise Türkiye ile AB arasındaki sanayi entegrasyonunun ve Gümrük Birliği ortaklığının korunması gerektiğini söyledi.


Haber: Yavuz MÜFTÜOĞLU

 

Avrupa Birliği, otomotiv sanayisini güçlendirmek, stratejik üretim kapasitesini artırmak ve geleceğin elektrikli araçlarının Avrupa’da üretilmesini teşvik etmek amacıyla yeni sanayi politikaları üzerinde çalışıyor. Ancak “Made in Europe” olarak anılan bu yaklaşımın kapsamı, Avrupa’nın önemli üretim merkezlerinden biri olan Türkiye açısından belirsizlik yaratıyor. Fransa ve Almanya’nın uzun süredir farklı yaklaşımlar sergilediği düzenlemede ortak bir öneride buluşması, tartışmaları yeni bir aşamaya taşıdı. İki ülkenin İngiltere’ye belirli koşullarla özel statü tanınmasını öngören yaklaşımında Türkiye’nin benzer bir kapsamda yer almaması dikkat çekti. Bununla birlikte, söz konusu öneri henüz Avrupa Birliği genelinde kesinleşmiş bir düzenleme niteliği taşımıyor. 

Fransa ve Almanya uzlaştı


Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, anlaşmanın ardından yaptığı açıklamada, geleceğin elektrikli otomobillerinin Fransa’da ve Avrupa genelinde üretilmesini istediklerini söyledi. Bu yaklaşım, Avrupa’nın otomotiv sektöründe üretim, teknoloji ve yatırım kapasitesini kıta içinde tutma hedefini öne çıkarıyor. Stellantis Üst Yöneticisi Antonio Filosa’nın dile getirdiği görüşler de tartışmanın üretim boyutuna işaret ediyor.

Filosa, düzenlemenin yalnızca araç montajını değil; araştırma- geliştirme, tasarım, mühendislik ve üretim faaliyetlerini Avrupa’da gerçekleştiren şirketleri de desteklemesi gerektiğini savunuyor. Fransa ile Almanya’nın ortak bir yaklaşım geliştirmesinin sektördeki yatırımlar açısından önemine de dikkat çekiyor. Almanya ise daha önce Türkiye gibi Avrupa’nın üretim ve tedarik zincirlerine entegre ülkeleri de kapsayabilecek daha geniş bir “Made with Europe” yaklaşımını savunuyordu. Son uzlaşmanın ardından ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin yeni düzenlemedeki konumunun nasıl şekilleneceği sorusunu yeniden gündeme getirdi.

Türkiye-AB ortaklığı zarar görmemeli

 

Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Avrupa Birliği’nin “Made in EU” yaklaşımının Türkiye ile AB arasındaki ticari ve sanayi ilişkilerini olumsuz etkilememesi gerektiğini belirtiyor. Bakan Bolat, Brüksel’de AB yetkilileriyle gerçekleştirdiği görüşmelerde Türkiye’nin beklentilerini gündeme taşıyarak Gümrük Birliği ortaklığının korunması çağrısında bulundu.


Bakan Bolat, “Hem Türkiye açısından hem de AB açısından bu ortaklığı ve Gümrük Birliği ortaklığını zedelemeyecek bir karar çıkması gerektiğini güçlü bir şekilde ortaya koyuyoruz” dedi. Türkiye ile AB arasındaki ekonomik ilişkilerin büyüklüğüne dikkat çeken Bakan Bolat, iki taraf arasındaki yıllık toplam ticaretin 233 milyar dolara, otomotiv ticaretinin ise 62 milyar dolara ulaştığını belirtti. Türkiye’de 60 binden fazla Avrupalı şirket ve yatırımcının faaliyet gösterdiğini, bu yatırımların toplam değerinin 200 milyar doların üzerinde olduğunu söyledi.

 

Gümrük Birliği belirleyici olacak

Türkiye, AB üyesi olmamasına rağmen Gümrük Birliği sayesinde Avrupa sanayisinin üretim ve tedarik zincirlerinde önemli bir rol üstleniyor. Otomotiv başta olmak üzere birçok sektörde Türkiye’deki üretim tesisleri ile Avrupa’daki şirketler arasında güçlü ticari ve teknolojik bağlar bulunuyor. “Made in Europe” düzenlemesinin bu bütünleşmeyi ne ölçüde dikkate alacağı, Türkiye’nin Avrupa pazarındaki rekabet koşullarını doğrudan ilgilendiriyor.

Türkiye’nin beklentisi, Gümrük Birliği ortaklığının ve mevcut sanayi entegrasyonunun yeni düzenlemede korunması. Önümüzdeki dönemde yürütülecek müzakereler, Türkiye’nin kapsam içinde nasıl konumlandırılacağını ve Avrupa’daki üretim desteklerinden hangi koşullarla yararlanabileceğini belirleyecek. Sürecin sonucu, yalnızca mevcut ihracat ilişkileri açısından değil, Türkiye’nin gelecekteki otomotiv yatırımları ve Avrupa sanayisindeki rolü bakımından da önem taşıyor.


İngiltere’ye kapı açıldı, Türkiye için risk sürüyor

Fransa ve Almanya’nın ortak önerisi, İngiltere’nin belirli ticaret koşullarını yerine getirmesi hâlinde “Made in EU” kapsamına alınabilmesinin önünü açıyor. Bu koşullar arasında Avrupa Birliği’nin Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik ticaret politikalarıyla uyum sağlanması da bulunuyor. Türkiye için benzer bir özel statünün öngörülmemesi ise otomotiv sektöründeki üretim ve yatırım ilişkileri açısından önem taşıyor. Düzenlemenin etkisi yalnızca Türkiye’nin Avrupa’ya yaptığı otomobil ihracatıyla sınırlı kalmayabilir.

 

Avrupa’daki kamu alımları ve destek programlarında yerli üretime öncelik verilmesi durumunda, Türkiye’de üretim yapan şirketlerin yeni model, teknoloji ve fabrika yatırımlarına ilişkin kararları da etkilenebilir. Bu nedenle düzenlemenin kapsamı ve Türkiye’ye uygulanacak koşullar, otomotiv sektörünün geleceği açısından belirleyici olacak. Nihai metnin Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’ndeki müzakereler sonucunda şekillenmesi beklenirken, Fransa ve Almanya’nın uzlaşması Türkiye’nin Avrupa sanayi politikalarındaki konumunu daha önemli hâle getiriyor.