Intercity, krize meydan okuyor

GÜNCEL / 2019-04-14 21:28:03

Filo kiralama ve otomotiv sektörlerinin 2019 ilk çeyreğine ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere Intercity İstanbul Park’ta basın mensuplarıyla biraraya gelen Intercity Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, 2019 yılında 2.5 milyar TL’lik yatırımla filo büyüklüklerini 30 binlerden 50 binlere çıkartmayı planladıklarını söyledi.

 

Yavuz MÜFTÜOĞLU

 

Filo kiralama şirketi Intercity’nin Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, 2019 yılı ilk çeyreğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son 5 yılda her yıl ortalama 16 ile 22 bin adet arası araç alımı gerçekleştiren Intercity, olası pozitif pazara hazırlıklı olmak adına 2018 Kasım ayında sermaye artışı gerçekleştirdi. 20 yıl boyunca kâr payı vermeyerek şirket kazancını içeride tuttuklarını ve böylece şirketin güçlü yapısını koruduklarını belirten Ak, “Piyasada durgunluğun en ağır hissedildiği 2018’in Ağustos ayından Ekim ayına kadar olan süreçte otomobil alımına devam ettik. Ayrıca sektörümüzde halen kredi alma noktasında sıkıntı yaşanıyor ama sağlam finansal yapımız sayesinde 2018 Kasım ayından bu yana bizim kredi kullanmayla ilgili bir sıkıntımız yok” dedi. Ak ayrıca Kasım’dan bu yana kredi almakta sıkıntı yaşamamalarına rağmen, faizlerin yüksek olması nedeniyle her araç için de kredi kullanmadıklarını da söyledi.

 

'KRİZİN TAHLİLİNİ YAPTIK'

 

Vural Ak ayrıca otomotiv ve filo kiralama sektöründe yaşanan şokun gelişini 2017 Eylül ayında öngördüklerini belirterek şöyle dedi: “2018’de böyle olacağının önceden işaretleri vardı. Geçen yıl bir toplantıda, piyasa böyle giderse, birkaç ay sonra araç kiralamadaki büyük oyuncuların zarara gireceklerini söylemiş ve gerekçelerimizi de sunmuştuk. Zayıf sermaye yapısı, çok yüksek ve döviz ile borçlanma, 2. el araç piyasasında beklentilerin rasyonel olmaması bu durumun göstergeleriydi. Aslında biz vücudun kan tahlilini yapmıştık. Çıkan sonuçlar net şekilde ortadaydı. Sana bana göre değişen yorumlar değildi. 4-5 ay sonra da teşhisimizin doğru olduğu ortaya çıktı. Bunları söylediğimiz için gereksiz saldırılara uğradık. Biz aslında teşhiste bulunmuştuk. Bu bizim, işimize olan saygımızın ve işimizi iyi bildiğimizin bir göstergesidir. Dinleseler ve önlem alsalardı bu duruma düşmezlerdi” dedi.

 

'HESABI ÇOK İYİ YAPMAK LAZIM'

Filo satışı ve filo kiralama sektöründe yaşanan süreçlerle ilgili olarak ise şunları aktardı: “Üç beş yıldır söylediğimiz, rasyonel olmayan fiyatlarla araç kiralama yapıldığı için, kimsenin şirket içerisinde sermayesi kalmamıştı. Hepsi çok fazla araç alacağım ve sonra bunları kiradan dönünce yüksek fiyatlarla satacağım düşüncesiyle büyük borçlara girmişti. Bu yüksek borç nedeniyle yüksek risk taşıyorlardı. Sıkışmayla birlikte bu yapıdaki şirketler birer birer oyundan çekildiler.

 

Ticaretin başlıca kuralı, paran yoksa daha düzgün iş yapmak zorundasın. Kredi ile iş yapıyorsan çok iyi hesap yapmak zorundasın. Bu kadar çok firmanın bir anda oyundan çekilmesi, camia adına da kötü izlenimlerin doğmasına yol açtı. Biz 20 yıla yakın bir zamandır dev uluslararası firmalarla ortaklıklar yapıyoruz ve onların koyduğu katı kurallar bizim genlerimize işledi. Böylece akıllı politikalarımızla sermaye-borç oranımızı belli bir seviyede tutarak, her krizde ayakta kalmayı başardık. Biz her zaman maksimum 1’e 6 oranında borçlanırken rakiplerimizin sadece 2019 ilk çeyrek bilançolarına baktığımızda, bu oranın 1’e 155’ye yükseldiğini gördük. Kredi yükleri birçoğu için ödeyemeyecekleri bir noktaya geldi ve bu para bankaların kilitlenmesine yol açtı. Bir anlamda bankalar da zor duruma düştüler ve piyasada kredi ihtiyacı olan masum KOBİ ve küçük esnafa kredi veremediler. Özetle tüm finans ekosistemine yük oldular ve zarar verdiler. Bizim gibi işini doğru yapanlar bu ekosistemi sağlıklı hale getiriyorlar. Intercity olarak bugünkü sermaye-borç oranımız 1’e 3,5 seviyesinde ve ekosisteme de katkımız yüzde 10-15 civarında” dedi.

 

'İSTİKRARLI BÜYÜYORUZ'

 

 

Intecity markasının istikrarlı büyümesini sürdürdüğünü söyleyen Ak, “Mevcutta 36 bin adetlerde olan filo büyüklüğümüzü 2019 sonuna kadar 50 binli adetlerin üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. Araçların ortalama fiyatlarının 125-150 bin TL bandında olduğu düşünüldüğünde, bu yıl alacağımız yaklaşık 20 bin yeni araç için 2.5 milyar TL’lik yatırım gerçekleştirmiş olacağız. Bu rakamın 1 milyar TL öz sermayemiz, 1.5 milyar TL banka destekli olacak” dedi. Ak ayrıca şunları söyledi: “İlk çeyrekte 69 binlik satışın 8 binini filo şirketleri aldı. Bunun 3 binini sadece yazın araç kiralayan turistik günübirlik kiralamacılar aldı. Kalan 5 bininin de 3 bin 100 adedini biz aldık ve pazar payımız da yüzde 62 oldu. 2019 yılı için toplam otomotiv pazarı satış öngörümüz 350-400 bin adet olacağı yönünde. Bunun içerisinden de 40 bin adedinin filo kiralamacılar olacaktır ve yine bunun da 20 binini biz almayı hedefliyoruz. Bu da yıl bazında yüzde 50’lik pazar payına ulaşacağımız anlamına geliyor. Nisan ayı itibarı ile artan adetlerle araç alımlarımız devam edecek.”

 

'SEKTÖRE EN BÜYÜK ZARARI SPOT PİYASA VERDİ'

 

Filo kiralama sektöründeki belirsiz satışlarla ilgili de görüşlerini aktaran Ak, 2018 yılında filo kiralama sektörünün 90 bin araç aldığını ve tüm otomobil sektörü 650 bin adetle kapandığını hatırlatarak, 2017 yılındaysa filo camiasının 150 bin adet araç aldığını söyledi. Ak, “Bu rakam, 2015 ve 2016 yıllarına baktığımızda, yıllık 150-250 bin adetlerdeydi. Son 3 yılın toplam otomotiv pazarı rakamlarına baktığımızda 750 bin adetlik ortalama satıştan bahsedebiliriz ve bu rakam içerisinde filo kiralamanın da payı yılda yaklaşık 250 bin adet görülüyordu. Bu rakam beni şaşırtıyordu, çünkü o kadar kiralama olmuyordu. Bu araçlar nereye gidiyordu? Gördük ki bu alınan araçlar kiralamaya gitmeden spot piyasaya 2. el olarak satılıyordu. Bu sürdürülebilir bir iş modeli olmaktan çıkmıştı, çünkü aracı kiralamadan spot piyasada satarsan, sonrasında o araç dönüp dolaşıp senin showroom’unda satılan perakendeye gidecek aracın fiyatını da vurur. Toplam satışın neredeyse yarısı filoya gidiyordu. Ama bu 250 bin aracın sadece 100 bini kiraya gidiyordu. Kalan 150 bin de spot piyasada satılıyordu. Bu sektöre ciddi zarar verdi. Ancak piyasanın sıkışması ve bankaların kredi vermedeki isteksizliği, öncelikle bu spot piyasayı ortadan kaldırdı” dedi.

 

 

sponsorlu bağlantılar